Skip to main content

Odaklanma Sorunundan Kurtulmak İçin 7 Çözüm

Odaklanma sorunu hayatımda bir sürü soruna neden oldu. Bundan kurtulmak için araştırmalar yapıp eğitimler aldım.

Ders çalışıyorsunuz ya da dikkatinizi vermeniz gereken bir iş yapmaya çalışıyorsunuz. Düşünce ve hayal solucanları kıvrıla kıvrıla boşluklardan girmeye çalışıyor.

Delikleri kapıyorsunuz, heh işte şimdi odaklandım diyorsun fırt diye biri daha işgal ediyor beynini.

Kimseye yabancı gelmeyen bu durum bazıları için başarısızlığın tek nedeni.

  • Kötü bir hafıza
  • Düşük notlar
  • Yarım kalan işler
  • Zamanın hiç bir şeye yetmemesi
  • Kaybedilen sınavlar
  • Ulaşılamayan hedefler

Amma da abarttım değil mi?

Yeterli süre dikkatini toplayamayanlar abartmadığımı çok iyi biliyorlar.

Her şeyin bir çözümü olduğu gibi konsantrasyonu arttırmanın da yöntemleri var.

Kendimin uyguladığı teknikleri yazacağım. Ben şimdi daha iyi odaklanabiliyorum. Blog yazılarımı bir oturuşta zihnimi kimse işgal etmeden tamamlıyorum.

1) Ben Ne Yapıyorum?

Kitap okurken bir bakmışız sayfa bitmiş ama tek kelimesini bile hatıurlamıyoruz. Ama satır satır gözlerimiz kelimlere baktı . Zihnimizde de bir hayal sahnesi 2-3 dakika boyunca aktı. Bu iki farklı yapı nedir?

Kelimeleri tek tek okuyan gözlerimiz ve hayal kuran yanımız. İkisi aynı görevi yapmazlarsa okuma ve anlama işlemi gerçekleşmiyor. O zaman bu ikisini aynı yerde aynı iş üzerinde tutmalıyız.

An“a dikkatimizi vermeliyiz.

Ne Yapıyorum?

Kendimizi sürekli kontrol edip, kaçaklar olduğu zaman hızla geri dönmeliyiz. Veya bir düşünce takıldığında aklımıza bu düşünceyi yaptığımız işten sonraya ertelemeliyiz. Kendimize bunu dersten sonra düşüneceğim diye komut vermeliyiz.

Kendimizi kontrole devam ettiğimiz de beynimiz buna alışmaya başlayacaktır. Tabi bu iki günde olacak bir süreç değil. Çünkü biz yıllarca bunun tersini öğretmişiz beynimize. Hayaller ve düşünceler içinde yüzerken hayat akıp geçmiş . İşler yarım yamalak öylesine yapılmış.

Bu hatayı fark edip çözmeye karar verdikten sonra çalışma verimim muhteşem bir seviyeye geldi.

2) Masa ve sandalyenizi

Kısa bir çalışmadan sonra beli, sırtı boynu ağrıyan biri çalışmasını sürdüremez. Aklı sürekli ağrıyan kaslarına gidecektir. Ve geçerli bir mazeret olarak ortaya çıkan ağrılar çalışmayı vicdan azapsız yarıda bıraktıracaktır.

Kendimin de kullandığı bir taktik; ayakta çalışmak.

Yazılarımı genellikle ayakta yazarım. Bunun için özel olarak satılan uzun ayaklı masalar var. Ama ben normal masama küp şeklinde bir kutu koyup dizüstü bilgisayarımı üstüne koyuyorum. Ayakta çalışmak insanı aktif tutuyor. Özellikle yazı temposunu tutturunca ayakta çalışmak çok iyi geliyor.

Oturarak çalışanlar içinde bazıları pilates topunu öneriyor. Ben hiç denemedim ama kullananlar faydalı olduğunu söylüyor.

Pilates topunu aşırı bulanlara sandalye tavsiyem şu olur: Ne uyuyacak kadar rahat ne de rahatsız edecek kadar sert bir sandalye seçmeleridir.

Yatakta çalışmayı hiç duymamış olayım !

3) Işıklar Sönmesin

Ofis gibi verimliliğe ve konsantrasyona önem verilen yerler her zaman çok iyi ışıklandırılır. Ameliyathaneler ve polis sorgu odaları da 🙂

İyi ışıklandırılmış bir oda sizi daha dinç tutacaktır.

Çalışma mekanının ışıklandırmasını iyileştirmek için ipuçları.

  • Gün ışığı en güzel ışıktır. Ne kadar alabiliyorsanız alın. Mesela masanızı cam kenarına taşıyın.
  • Akşam için odanızı hazırlayın. Tek yöne ışık vermeyen dağıtan ışık kaynakları kullanın. Masanıza gölgeler düşmesin.
  • Işık kaynakları arkanızda, yanınızda ve üstünüzde olabilir. Gözünüze direk ışık gelmesin.

4) Ferahlık

Küçük mekanlar insanın içini de daraltır. Zihin bu noktada hayallere dalıp sıkıntıdan kaçmak isteyebilir. Denizlere dağlara yaylara giden ruhunuz ferahlayabilir ama işler ne olacak?

Mekanımızı genişletemiyorsak tasarım hileleri ile odamızın daha geniş algılanmasını sağlayabiliriz.

  • Yakın bir duvara ayna takın.
  • Masanızı duvara değil odaya doğru çevirin.
  • Derinlik hissi veren büyük bir poster asın.
  • Masanızı pencerenin yanına taşıyın.

5) Ekranları Uzaklaştır

Konsantrasyon katilleri var hayatımızda. Telefonlardan gelen bildirimler sizi saatlerce işinizden alıkoyabilir.

Masanızın üzerinde duran bir fatura bile günlerdir yatırmadığınız elektrik borcunu ödemek için büyük bir şevk oluşturabilir. Yeter ki işiniz yarım kalsın bankaya bile gidersin o fatura için.

Sizi işten alıkoyabilecek her türü uyaranı gözümüzün önünden kaldıralım.

Çalışmanızda zorunlu değilse telefon, tablet, laptop, masaüstü oyuncaklar, ihtiyaç fazlası kalem ve kağıtları kolumuzun uzanma mesafesinden uzağa koyayalım.

6) Odanıza Haciz Gelmiş Gibi Düzenleyin (Minimalizm)

Islak çamaşırlar, ütü masası dağınık kitaplık ve masa. Böyle bir odada çalışmak gerçekten büyük motivasyon ister 🙂

Her gördüğümüz obje bize bir anı hatırlatacaktır. Uyuyan bir düşüncenin tetiklenmesi dakikalarımı mahvedebilir.

Ne kadar az eşya o kadar iyi. Yani çalışma alanımızı minimalist yapacağız.

  • Odada ki kullanmadığınız bütün eşyaları başka bir yere taşıyın. Taşıma imkanı yoksa üstünü beyaz bir çarşafla kapatın.
  • Kitaplığını düzeltin. Kitaplar karşınızda olmasın.
  • Objeleri kaldırım. Odanıza retro havası veren o eski fotoğraf makinesi sizi alıp eskilere götürebilir.
  • Odanızı temizleyin. Dünden yenmiş muz ve kabak çekirdeği kabukları, çay bardakları, uçuşan tozlar. Hiçte cezbedici değil. Mekanda bulunma isteğini azaltıyor insanın.

7) Nefesi Kontrol

Her gün yapacağımız bu nefes egzersizi zihnimizi eğitmek için çok faydalı.

Her sabah sessiz bir yerde 1 dakika boyunca gözlerimiz kapalı burnumuzdan nefes alıp ağzımızdan veriyoruz. Nefes alırken göğüs kafesimiz değil karnımız şişecek. Buna diyafram nefesi deniyor. Böylece doğru nefes almayı da öğrenmiş oluyoruz.

Önemli nokta, bütün dikkatimizi nefesimize vereceğiz. Havanın burnumuzdan girişi karnımızın şişmesi ve havanın ağzımızdan çıkışı. Bütün süreci dikkatle izliyoruz. Zihnimize bir düşünce geldiği an tekrar dikkati nefese veriyoruz.

Bunu her sabah yapabilmekte ayrı bir çaba gerektiriyor tabi ki. Erteleme alışkanlığınız varsa şu yazımızı okuyup, bundan kurtulma yollarını öğrenebilirsiniz.

Özet:

Bedenimizle ruhumuz aynı yerde aynı işi yapıyorlarsa bu odaklı bir iş oluyor. Bunu geliştirmek için nefes teklerini kullanarak konsantrasyonumuzu geliştireceğiz. Odaklanmamızı en çok etkileyen diğer bir etkende mekandır. Çevre tasarımımızı yaparken dikkat dağıtanları odamızdan çıkarıp sadeleşeceğiz.

Bazı maddeleri yazarken şu yazıdan faydalandım.

https://hackmystudy.com/how-to-create-a-good-study-environment-at-home/

Kolay ve Hızlı Öğrenmenin 7 Etkili Yolu – İşe Yarar Teknikler

Hepimiz yaptığımız işi kolay hızlı ve etkili olmasını isteriz. Kim istemez ki?

Doğru teknikler kullanarak yaptığımız her işi kullanmayanlara göre hızlı ve kolay yapabiliriz.

Bu teknikler alet gibidir. Bizim yıllarca yapamayacağımız işlemi bilgisyarın saniyede yapması nasıl anlaşılabilir ise doğru teknikler kullanarakta öğrenme daha hızlı ve kolay yapılabilir.

Evet. Başlayalım.

1) Odaklanma

Evet odak odak odak. Daha önemli bir şey bilmiyorum öğrenme konusunda. Herkesin söyleyince burun kıvırdığı fakat gerçekten yapabilen az kişinin olduğu bir kavram. Öğrenme konusunda kolay-hızlı-etkili bir şeyler istiyorsan dostum, ODAKLAN.


3 saat dağınık zihinle çalışmaktansa 20 dakika odaklı çalışmak daha çok şey Bedeninin ve ruhunun aynı anda aynı şeyle meşgul olmasına ODAKLANMA diyorum . Yani hayal kuran kısmına ruhun dersek gözlerinin okuduğu şeyi ruhunun da bakıp anlamaya çalışmasıdır.

Dediklerime burun kıvıran arkadaşa bir önerim var 1 dakika boyunca bir şeye odaklansın ve başka hiç bir şey düşünmeden o şeye baksın. %99 aklına başka bir görüntü gelecektir.
Kolay ve hızlı ve etkili öğrenmek için hep an da kalmalıyız. Bu özelliğimizi geliştirmekle ilgili müstakil yazılar yazacağım . Bu konu hepsinden önemli.

2) Metafor ve Analojileri Kullanma

Öğrenmesi zor soyut konuları metafor ve analojilerle kolay anlaşılabilir hale getirebiliriz.
Bir konu türlü mantığımıza oturmaz. Bu gibi durumlarda daha önceki iyi bildiğimiz bir konuya benzeterek yeni şeyi basitçe anlayabiliriz.

Peki nedir bunlar? Aralarında ki fark nedir?

Metafor, birbiriyle anlam yönünden alakasız olan kavramlar birbiriyle ilişkilendirmektir.    

Beynin çalışmasını bilgisayara benzetmek gibi.

Analoji ise, bir yönden birbiriyle benzeyen iki olayı veya kavramı birbirine benzetmektir.

Örneğin, elektrik devresindeki “gerilim” kavramını su borularında akan suyu tazyikine benzetmek. Suyu “elektrik akımına”, boruyu “iletken tele”, su pompasını da “pile” benzeterek anlamak gibi.

Veya insan damar sistemindeki ana damarları otobanlara, yan yolları kılcal damarlara benzetmek gibi .

Bu iki tekniği soyut, zor, karmaşık konular da kullanarak olay ya da bilgi akılda daha kalıcı hale getirilebilir.

3) Kendini Kandırma Boş Boş Okuma

Bir konuya çalışırken kendimizi kandırırız. Yazıların altını çizeriz veya tekrar tekrar okuruz. Bunları yaparken sanki konuyu çok iyi anlamışısz gibi gelir bize. No no no. Aslında hiç bir şey anladığımız yoktur.

Bunun yerine sözel derslerde konuyu bir kere çalıştıktan sonra kitabı kapatıp hatırlamaya çalışalım. Bunun için zihnimizi zorlayalım. Göreceğiz ki çoğu şey uçup gitmiş.

Şimdi ikinci kez okurken biraz önce hatırlamaya çalıştığımız şeyleri bulmak için okuyalım. Böylece zihin keşfetme moduna girecektir. Pasiflikten aktifliğe geçecek.

4) Peki Ben Sayısalcıyım Nolacak?

Sayısal konularda yapılan en büyük hata da onlara sözel konular gibi çalışmaktır. Adam alır eline defteri roman gibi okur. Biter bir daha okur. Hey yavrum hey. Boşa giden yıllarım yeter.

Sayısal bir dersi tekrar ederken soru çözmeliyiz. Çok gizli bir bilgi vermedim farkındayım ama bir dakika sabredin.
Burada yapılan hatada hep aynı zorluktaki soruları çok sayıda çözmektir. Soruları çözebilmek iyi hissettirir. Faydası yoktur. Sadece tatmin eder.

Yapmamız gereken şey sürekli zor soruları aramaktır. Çözemediğimiz her soru bizi geliştirecek, eksiklerimizi görmemizi sağlayacak uyarıdır.

5) Bir Kurban Bul Ve Anlat

Daha önce birine ders anlatmış biri varsa aranızda söyleyeceklerimi çok iyi anlayacaktır.


Konuyu anlatırken eksiklikleriniz armut gibi ortaya çıkar ve siz çaktırmak istemiyorsanız kan basıncınız yükselir.
Başka faydası, insan bir konuyu anlatırken beyni deli gibi aktif hale geçer. Odaklanma sorunu yaşamazsın. Çünkü karşında seni dinleyen birisi var. Bütün ne varsa beyninde hepsi hareket halindedir. Bu da etkili öğrenme dediğimiz şeyin ta kendisi olur.

Kimseyi bulamıyorsanız hayali öğrencinize anlatın. Ama özel ders ücreti beklemeyin. jdhfıouaehkrnbfdkhvudf.

6) Yaz Dostum

Yazmaktan hoşlanan arkadaşlar içinde bir taktiğimiz var.

Feynman amca ile anılan bu teknik aslında bildiğimiz yazarak çalışmadır. Bir defter alırsın eline. Ve başına çalıştığın konunun sade bir tanımını yaparsın. Burada ki incelik tanımı yaparken yuvarlak laflar kullanmamaktır. Net mala anlatır gibi anlatın. Bilmediğiniz kelimeleri kullanmayın. Kim okursa okusun anlayacağı bir tanım.

Sonra altına konuyu yine yuvarlak olmayan bir şekilde konuyu net anlatın. Albert amaca diyor ki:

“Bir şeyi 6 yaşında bir çocuğa anlatamıyorsanız, siz de anlamamışsınız demektir.”

Einstein

Feyhman bu deftere bilmediğim şeyler defteri diyormuş.

7) Eşli Batağa Evrilmeyecek Çalışma Grubu

Bu teknik kulağa güzel gelen fakat uygulaması zor bir tekniktir. Çünkü bizde makaracı adam çok olduğu için bir çalışma grubu kurup çalışmak zor iştir. Ama eğer başta koyduğunuz kurallara uyabilecek, işi sulandırmayacak 3-4 kişilik bir takım oluşturabilirsiniz tadından yenmez.

Burada konuyu daha iyi kavrayan arkadaş diğerlerine anlatırken hem kendi tekrar yapmış olur hemde diğerleri ilk elden konuyu anlarlar. Anlamadıklarını hemen soracakları bir kaynak olur.

Ölümüne Çalışmadan Sınav Kazanmanın 7 Gerçekçi Yolu

Ülkemizde hayatında hiç sınava girmeyen birisi varsa o da 100 yaşındadır.

Hangi kısaltmalı sınav (yks, yds, kpss, tus, ales, lys, dgs) olursa olsun kazanmak için zombi olana kadar çalışmanıza gerek yok.

Daha kısa süre daha teknik çalışarak istediğiniz sınavı kazanabilirsiniz.

Başlayalım.

1) Evet Elimizde Ne Var Görelim

Şapkamızı önümüze koyup düşünelim. Sınava ne kadar zaman var, sınavda hangi konular çıkacak, bunların ne kadarını biliyorum? Bunları tespitten sonra hangi kaynak sorusu geliyor. Çalışmaya başlamadan kaynakları iyice araştırmalıyız. Sürecin ortasında kaynak değiştirmek istemiyorsak. Büyük bir hata olur. Kaynaklar ile ilgili yorumları okuyalım, kitapçıya gidip bir elimize alıp inceleyelim. Acele etmeden en az 25-30 dakika kitabı inceleyelim. Korkmayın kızmazlar.

Kaynak seçiminde acele etmeyelim. Eğer sınava aylar varsa en az 3-4 günümüzü bunu araştırmaya ayıralım. Birini seçince de kesinlikle sonuna kadar gidelim.

2)Çökmeyecek Bir Plan Yapmak

Her öğrenci bilir ki planlar tutmaz. Sene başında yaptığımız o görkemli plan bantla yapıştırıldığı duvarda gün geçtikçe solup gider.

Ama bizim yaptığımız plan öyle olamayacak. Çünkü planımız gerçekçi olacak.

İnsan en çok kendini kandırır. Eğer bu yazıyı okuyorsan günde 5-6 saat ders çalışan bir tip değilsin. Bende değilim.

Biraz tembelsek bu aptal olduğumuz anlamına gelmiyor. Biz tekniğimizle onları yakalayacağız merak etmeyin.

Planı yaparken kendimizden beklentiyi en aza indireceğiz. Artık bunu ben bile yaparım diyeceğimiz bir zaman belirleyeceğiz. Mesela günde 1 saat.

Çok az değil mi? Size yetmez değil mi? Lütfen gaza gelmeyin. Günde 1 saat ders çalışmayı bir yaşayalım. 1 hafta böyle bir düzenli ders çalışma anımız olsun. Bu düzenli hafta bize enerji verecek.Kendimize olan güvenimizi getirecek. Beni dinleyin ilk hafta sadece 1 saat. Peki nasıl bir saat?

3)Süreyi Böl Parçala Yönet

1 Saatlik süre bile dikkati sürdürmek için uzundur. Bu yüzden bu süreyi üçe böleceğiz.

Yani 20 dakika ders 5 dakika mola.

Böylece 3 blok yaptığımızda 60 dakika ders çalışmış olacağız.

Molalarda ise odada biraz yürümek, dışarıya bakmak, mutfaktan içecek bir şeyler almak gibi kısa faaliyetlerle geçireceğiz.

Sakın 5 dakikayı sosyal medyada 15 dakikaya uzatmayalım. Zaten çalışacağımız 1 saat. Bunu bari saçmalamadan düzgün yapalım değil mi?

4) Akıllıca 1 Saat, Bazı 10 Saate Bedeldir

Ne kadar süre çalışırsak çalışalım lütfen akıllı olalım. Önümüzde kitap hayallere dalmak gerçekten büyük aptallık. Masada oturup kendimizi kandıracağımıza gezelim tozalım. Daha mantıklı bir iş yapmış oluruz. Ama hepimiz bu saflığı yapıyoruz.

Ders çalıştığımız süreden çok onun kalitesi daha önemli. Emin ol saatlerce ders çalışan o adamların kaliteli ders çalışma sürelerini ölçsek bu %30’u geçmez. Sakın onlara bakıp kendini kötü hissetme. Biz daha kralını yapacağız.

20 dakikalık blokta sıfır hayal istiyorum. Bu çok zor gelecek başta. Ama ısrar edeceğiz. Her hayale gidişte kendimizi toparlayıp tekrar derse döneceğiz. Bunun farkına varmak için sürekli kendimizle konuşabiliriz. Şuan dersteyim ders çalışıyorum. Buradayım. Bu size komik gelebilir. Ama bir kendinizi yoklayın bakalım gün için bir işle uğraşırken kaç defa hayal kurarken kendinizi buluyorsunuz.

Gece 8 saat uyuyorsak gündüz en az 10 saat hayal aleminde geziyoruz. İnanmıyorsanız gün içinde kendinizi kontrol edin. Bu gidişlerde bizim yaptığımız işi berbat yapmamıza neden oluyor.

Eğer bu yirmi dakikalık üçlü sette düşüncelere dalmadan konsantre  olabilirsek. Dağınık bir dikkatle geçirilen 4 saatten daha verimli bir iş yapmış oluruz. İşte bahsettiğim 1 saat böyle bir saat. Emin olun dersin sonunda 3-4 saat ders çalışmış gibi yorulacaksınız. Çünkü insanı yoran şey dikkati toplu tutmaktır.

Eğer 1 haftayı böyle geçirebildiyseniz setlerin sayısını arttırabilirsiniz. İkinci hafta için 2 set yani 2 saat ders çalışma iyi bir hedeftir. Bu şekilde planı bozmadığınız sürecek setleri arttırıp ideal sürenizi bulursunuz.

5) Tebrikler

Sizinle gururu duyuyorum. Odaklanmış 1 saat ders çalıştın. 5 dakikalık molaları uzatmadın. Bu başarıyı ödüllendirmemek ayıp olur.

Şimdi vicdan azabı çekmeden kendinizi ödüllendirin. Bu hediyeleri küçümsemeyin. Bunlar azalan iradenizi dolduracak.

6) İstikrar

Çalışma sürelerimizi kısa tutmamızın bir koşulu var aslında. Sürekli olmaları. Sürekli olacakları için kısa olmaları sorun oluşturmuyor.

Yani bir gün 3 saat bir gün 4 saat 2 gün boş geçirilen bir programa göre bizim her gün bırakmadan yaptığımız 1 saatlik setler daha etkili. Hiç şüpheniz olmasın. Yalnız bu 1 saatlik setler her gün yapılmazsa sistem çöker ve başarılı olmazsınız. Bu kadar net söylüyorum.

Bunun için zinciri kırma tekniğini kullanmalısın. Bir başka yazıda onu da anlatırım. İnternetten araştırarak hemen öğrenebilirsin.

7) Kontrol

Her sistem kontrol edilmemelidir. Eksiklikler neler, hatalar neler, neredeyiz.

kendimizi sürekli kontrol edeceğiz. Ama bunu her gün 1000 soru çözerek yapmayacağız. Çözebiliyoruz ve bu bizi mutlu ediyor diye aynı zorlukta 1000 tane test çözmek yalnızca kendini budala yerine koymaktır. Kendimizi denemek için hep zor soruları arayıp çözeceğiz. Zorlandığımız yerler bizi geliştirecek. Tespit ettiğimiz eksiklikleri gidererek, boşluk bırakmadan sona ilerleyeceğiz.

Özet

Kendimize uygun bir kaynakla her gün planı aksatmadan, en az süreden başlayarak dikkatimiz tam ders çalıştıktan sonra kendimizi ödüllendireceğiz. Ve kendimizi sürekli zor sorularla kontrol edip ne kadar öğrendik, nereyi az anladık. Nereden iyiyiz görüp eksiklerinizi giderceğiz.

Aranan hazinenin anahtarını verdim sana, ne yaparsan yap.

Ders Çalışma Nefretinden Kurtulmanın 7 Yolu

Her öğrenci az veya çok ders çalışmaktan nefret eder. Bundan nasıl kurtulacağını ise çoğu bilmez.

Can sıkıntısı, yapacak bir şey olmamasının değil,
uğrunda yaşanılacak bir şey olmamasının sonucudur

Pat Mesiti

Söylemesi kolay değil mi?

Gel de Diferansiyel Denklemler dersine çalışırken bir amaç bul.

Haklısınız. Hayatta her durum için bir amaç bulmak imkansızdır. Her işe aynı şevkle girişmenizi kimse bekleyemez.

Ders çalışmaktan nefret ediyorsanız yalnız değilsiniz.

Etrafta hoşça vakit geçirecek bir sürü şey varken oturup saatlerce masa başında kitabın yazarının bile konuyu çok iyi anlamadığını düşündüğünüz bir dersi çalışmak cehennem azabıdır çoğu zaman.

Evet. Ne yapacağız?

Bu yazının sonuna geldiğinizde müthiş bir enerji patlamasıyla tourup saatlerce zevkle der çalışmayacaksınız 🙂

Ama ders çalışırken içinizden gelen o yoğun boğulma hissini azaltıp katlanabilir bir hisle ders çalışmanıza yardımcı olacak ipuçları vereceğim.

Ders çalışmaktan nefret etmekten nasıl kurtulurum?

Başlayalım.

1) Yarın Erken Kalkıp Çıkarız Kanka

Hayal edin; 5. kattaki evinize asansör olmadan 1 hafta da taşımanız gereken 20 tane kömür çuvalı var.

Bizler ne yaparız çoğunlukla? 1 hafta bu işin ıstırabınız çekerek başka işlere yönelir taşıma işini son güne bırakırız. O hafta bize zehir olur. Diğer işlerden de tat alamayız. Son gün geldiğinde bel fıtığı başlangıcı teşhisiyle günü kapatırız veya hiç yapmayıp bütün ceza ve fırçalara boyun eğeriz.

Başka bir senaryo olabilir miydi?

Mesela:

  • Her sabah ilk işimiz 2 çuvalı taşımak olsun. Öğleden sonraya kadar kendimize tatil veririz.
  • Öğleden sonrada yalnızca 1 çuval taşırız ve yarın sabaha kadar başka işimiz olmaz. Yine bütün zaman bize ait. 7 gün boyunca bu programı uygularsak son günün sabahında işimiz bitmiş olur.

Hem kendimiz parçalamadık hem de bütün işleri bitirdik.

Burada işi küçük parçalara ayırdık. Hedefimizi küçük tutarak işi ertelemenin önüne geçtik. “Topu topu 2 çuval canım” hissi oluşturduk.

Kulağa nasıl geliyor?

2) Keyif Zamanı

Küçükken evde kimse yokken markete gidip cepteki bütün parayla ortaya karışık abur cubur alıp evde tv karşısında içimiz bayılana kadar yediğimiz günü düşünün. Evet keyifliydi.

Ders çalışmak irade gerektiren bir eylem bunu tasarruflu kullanmalıyız.

Bunun için Her zorlu işin sonuna küçük bir keyifli zaman koyalım.

  • Kömür taşıma işine geri dönersek. Sabahtan taşıdığımız 2 çuvalın sonrasına mutlaka kendimizi iyi hissettirecek bize keyif verecek bir mola yerleştirmeliyiz.

O zaman diliminde işimizi bitirdiğimiz için bütün vicdan azaplarından uzak oluruz. Bu mola irademizi yenileyecektir.

3) Sonunu Getirememek

Taktikler çok güzel de derse başlasam bile devamı gelmiyor. 1-2 gün sonra fos. Diyorsanız. Biliyorum. Herkesin bildiği gibi. Kimse Rock Balboa değil.

İşlere başlayıp başlayıp devamını getiremememizin en büyük nedenlerinden birisi kendimize başlangıçta fazla yüklenmemiz ve irademizi yolun başında tüketmemizdir.

Her işe başlarken enerji tavan olur. Sonraki günlerde yavaş yavaş enerji istek merak azalır ve finito.

Böyle olmaması için ilk iki maddeyi uygulayacağız. Yani işi küçük parçalara ayırıp her iş sonrası ödül vereceğiz.

  • Bunları yaparken de kendimize fiziksel bir takvim oluşturacağız. Her gün planlanan miktar dersi çalıştığımızda bu takvimde bir günü işaretleyeceğiz. Ve bu işaretler bir zincir oluşturacak.i

Peki bu zinciri nasıl kırmayacağız?

Kendimize ödüller vererek.

“1 hafta zinciri kırmazsam 3 saat deli gibi Playstation oynayacağım.”

Ve 30 gün zinciri kırmazsanız kendinize büyük bir ödül koyun. Baba bir şey olsun. Ama kendinize dürüst olun. Zinciri kırarsanız ödül yok.

4) Anı Yaşa

Derse başlarken bütün kara düşüncelere çullanır üstümüze. Dersin hacmi gözümüzde büyüdükçe büyür. Yarının dersini de düşünürüz. Düşündükçe içimizde büyüyen o bunalım artar. Ve beklenen son, ders çalışma macerası başlamadan biter.

  • Bunun olmaması için yapılacak işin kendisine değil sürece odaklanmalıyız. O an ne kadar ders çalışacaksak o kadarlık süreye dikkatimizi vermeliyiz.

Örneğin. Bu akşam 1 saat matematik çalışacağız. Çalışmaya başlamadan, hayatım boyunca çalışacağım bütün matematik konuları düşünmeye başlarsam bunalıma girip kafamı instagram çöplüğüne sokarım. Ama oturup 1 saat matematik çalışacağım ve kalkacağım kafasıyla masama doğru yürürsem hayat daha güzel görünür ve kuşlar cıvıldamaya başlar 🙂

5) Her Şeye Rağmen Oyunda Kal

Bütün taktikleri çok güzel uyguladın ve artık masadasın. Tebrikler. %80’den daha iyisin 🙂

Nasıl masada kalacaksın?

Önceden ders çalışma geçmişi olmayan arkadaşlar için masada oturmak bile taktir edilebilir. O zaman ilk işimiz masada kalmak olmalı. Ders çalışamazsak bile başlangıçta planladığımız süre masada oturmalıyız. Kitaplar masada olsun biz istersek boş boş kitaplara bakabiliriz. Süre bitince kalkıp mola verelim.

Saçma mı geliyor kulağa? Kaçımız masaya oturduktan 5 dakika sonra derse başlamadan kaçtık?

6) Hayallerim Hayal Oldu

Bakınız. Deniz SEKİ

Derse odaklanmışım, integral konusunda aydınlanacağım an bir ışık belirdi ve motorun üstünde deniz manzaralı bir yolda saçlarımız savurarak (Saçta ektirmişim) yol alırken kendimi buldum. Saate bakıyorum 15 dakika geçmiş. Size böyle hiç olmaz biliyorum. Ben kendime yazıyorum zaten.

Bu hayal işini halletmemiz lazım. Niye hayal kurarız? Halimizden memnun değiliz.Daha mutlu bir yere kaçıyoruz. Engellemesi zor bir duygu.

  • Ders çalışırken hayallere dalmaktan kurtulmanın yolu, “O An” da olmaktır. Yani hayallere kaçan yanımızı o an da tutmaya zorlamalıyız. Dikkatimizi açık tutmalıyız. Kaçağı hissettiğimiz noktada kendimizi dürtmeli ve çalışmaya zorlamalıyız. İçimizde ki gezginle de şöyle pazarlık edelim.

“Bana 15 dakika daha ver. Molada senle güneş batımına doğru motorumuzu süreceğiz.”

7) Dikkatimi Çaldılar Hükümsüzdür

Hayallere dalmadan çalışmanın ortasına kadar geldim, her şey çok güzel gidiyor. İnanamıyorum. Ders çalışıyorum artık. Derken telefona gelen bildirim sesiyle dikkatler masadan uçup sosyal alemin içine konuyor. Acaba bu bildirim nereden geldi?

Watsapp, instagram, twiter?

Odaklanma sorunuyla alakalı burada ki ayrıntılı yazıyı okuyabilirsiniz.

İçimizde büyük merak uyandı? Ya önemli bir şeyse diye kendimize gaz veriyoruz. Ve telefonu elimize alıp İnstagram’a dalıyoruz. Bir bakmışız 20 dakika geçmiş. Ve kafamız ders kafasından çoktan çıkmış. İşte o kadar çaba boşa gitti.

  • Derse başlamadan önce bu gibi katilleri etrafımızdan uzaklaştırıyoruz. Mümkünse uçuş moduna alıyoruz. Ama kendinizi kandırmaya devam edip “Ben telefonla ders çalışabiliyorum kardeşim ya” diyebilirsiniz.
  • Bunun dışındaki dikkat dağıtıcıları da en az 2 metre uzağımıza koymalıyız.

İyi dersler.

Bu adımları uygulayabilirsek derste kalıp hedeflediğimiz süreyi başarıyla bitirebiliriz. Başarma hissi derse karşı olan tutumumuzu yumuşatacaktır. Bir kere başarabilen bunu tekrarlayabilir. Bu his bize çok iyi gelecek. Bir daha ki sefer başlamadan önce dersten eskisi kadar nefret etmediğimizi göreceğiz.

Evet. Benim tavsiyelerim bunlar. Sizin de tavsiyeleriniz varsa yorum olarak yazın.